ANASAYFA arrow HABERLER arrow Davut GECİR arrow Sağlık Politikaları ve Halk Sağlığı-1
Flaş Haber
 
Resimlerden Seçmeler
Ana Menü
ANASAYFA
HABERLER
BAĞLANTILAR
İLETİŞİM
ARAMA
HABER BAŞLIKLARI
SSS
ZİYARETÇİ DEFTERİ
TELEVİZYON SEYRET
FORUM VE DUYURULAR
VİDEOLAR
DEDELİ KÖYÜ
Resim Galerisi
FAVORİ
Denetim Masası
Enson Yorumlananlar
WWW.GORELEHABER.COM YENİ İÇER...
gorelehaber
Sık sık girdiğim gorele haber sitesine u...
22/05/08 18:51 Diğer

WWW.GORELEHABER.COM YENİ İÇER...
noluyoruz?
yönetenleri sevmek zorundamıyız? neden e...
13/05/08 21:52 Diğer

Bir Yaş Daha Büyüdüm
16mayıs itibarıyla bir yaş daha yaklaştı...
13/05/08 21:45 Diğer

Hüzünlü Sarıkamış-2
tarihimiz ile gurur duyuyoruz
İNSANLAR HATA YAPABİLİR AMA YAPILMAMASI ...
12/05/08 15:13 Diğer

TERZİALİ KÖYÜNDE FINDIK İMECİS...
.....
ben köyümü çok seviyorum. çokta memnunum...
10/05/08 20:12 Diğer

Live Users
Kimler Sitemizde
Üye Bağlı Değil
CB Login
Site İstatistikleri
Bugün53
Dün411
Hafta1343
Ay5008
Toplam92114
CB random users
 
 
   
Arama
Google
 
Sağlık Politikaları ve Halk Sağlığı-1 PDF Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Davut GECİR   
Pazartesi, 17 Eylül 2007

Benim bu köşedeki amacım, öyle her şeyi yazıp çizen bir kişi olmak değildir.Amacım kendi yazdıklarımın yanında toplum yararına gördüğüm,sizlerle paylaşmam gerektiğine inandığım yazı ve araştırmalara köşemde yer vermektir. Bu nedenle EVRENSEL gazetesinden arşivlediğim Sağlık Politikaları ve Halk sağlığı adlı yazı dizisini sizlerle bölüşmek isitiyorum

 

       Çünkü en temel hakkımız olan sağlık konusunda son yıllarda yapılan değişiklikler, tüm cilalı sunumlara karşın PARAN KADAR sağlık anlayışının ürünüdür ve sağlık giderek piyasallaşmaktadır. Belirli aralıklarla bu yazı dizisini sizlerle bölüşeceğim.Sizlerin aydınlanmasına bir nebze katkı sunabilirse ne mutlu

     .SAYGILARIMLA
  

SUNU

3-9 Eylül tarihleri arası her yıl Halk Sağlığı Haftası olarak ‘kutlanıyor.’ Bu yılki tema, “Hareketli Yaşam ve Sağlık” olarak belirlendi. Hafta boyunca egzersizin önemi vurgulanırken, yeterli ve dengeli beslenmenin gereğine işaret edilecek. Bir taraftan haftaya ilişkin etkinlikler yapılırken, diğer taraftan halkın sağlığını tehdit eden sağlık politikaları uygulamaya konuluyor.
Sağlıklı yaşam hakkı uzunca bir süredir IMF politikaları doğrultusunda sermaye sınıfının ve onların öngördüğü politikaları uygulayan hükümetlerin tehdidi altında.
Aile hekimliği, sağlık ocaklarının kapatılması, tam teşekküllü devlet hastanelerinin kent dışına çıkarılarak, kent içindeki özel hastanelerin ‘pazar payının’ büyütülmeye çalışılması, sağlık personelinin sorunlarının her geçen gün artması, temiz su kaynaklarının yıllarca uygulanan politikalar nedeniyle kurumaya başlaması, sistemin kâr için doğayı tahrip etmesi gibi her biri halk sağlığı açısından önemli olan gelişmeler nedeniyle, eğer müdahale edilmezse, gelecekte daha sağlıksız toplumlar ve insanlarla karşı karşıya kalacağımızı şimdiden söylemek mümkün.

Ata Soyer*

AKP Hükümeti, 2002-2007 yılları arasında, sağlıkta, kendisinden önceki 1980 sonrası hükümetlerin izlediği yoldan yürümüş, ama sağlık alanında daha önce görülmeyen hızda ve derinlikte değişiklikler yapmıştır. Biz buna, neoliberal reformların sağlık alanına yansıması diyoruz. Bu reformlar, toplumsal yansımaları ile birlikte, AKP’nin 22 Temmuz seçimlerindeki başarısının önemli bir bileşeni olarak yorumlanmaktadır. Söz konusu sağlık başarıları, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. AKP, sağlık hizmet sunumunu ve sağlık hizmetleri finansmanını, son 27 yılda görülmedik şekilde dönüştürmeye başlamıştır. MGK dönemi ile başlayıp, ANAP döneminde yükselen, DYP-SHP dönemi ile renklendirilen dönüştürme süreci, daha çok toplumun “ikna edilmesi” ile ilgili ideolojik altyapı oluşturma amaçlıdır. Oysa, AKP, sağlık alanında günlük yaşamı derinden etkileyen adımların sahibidir.
2. AKP’nin sağlık alanında yapacaklarının, özgün olmadığı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir. Bu alandaki en temel iki kanıt, 2003 Dünya Bankası Raporu ve 2004 TÜSİAD Raporu’dur. Uluslararası sermayenin ve ülke burjuvazisinin sahiplendiği Sağlıkta Dönüşüm Programı, AKP Programı’ndan, Hükümet Programına, Sağlık Bakanlığı metinlerine kadar aynen yansımıştır. AKP’nin yaptığı, bu yazılanları, önemli ölçüde hayata geçirmek olmuştur.
3. Tüm eleştiriler, AKP’nin sağlık alanında (tüm diğer alanlarda olduğu gibi) kurumsal tahribat yapacağı, toplumun bundan ciddi ölçüde etkileneceği yönündeyken, AKP, sağlık alanında attığı adımlarla önemli bir memnuniyet yaratarak, seçim başarısına da bunu yansıtmıştır.
4. Neydi, bu adımların en önemlileri? Her şeyden önce, AKP, sağlık alanına, kendisinden öncekilerle kıyaslanmayacak ölçüde kamusal kaynak aktarmıştır. 2002’de 8.7 milyar dolar kamusal sağlık harcamalarını 2004’te ikiye katlamış, 16.3 milyar dolara çıkarmıştır. 2004 yılında 1.9 milyar YTL olan kamu sağlık harcamaları, 2006 yılında 4.9 milyar YTL’ye ulaşmıştır.
5. AKP’nin vatandaş açısından önemli bir diğer sağlık adımı, sağlık hizmet sunumu alanında olmuştur. Hizmetin kamu-özel ayrımı yapmadan tüm sağlık kurumlarından alınması olanağı açılmıştır. SSK’lıların diğer devlet hastanelerinden, tüm sosyal güvencelilerin özel sağlık kurumlarından yararlanabilmesi, SSK’lıların serbest eczanelerden ilaç alabilmeleri, SSK ve Bağ-Kur’luların üniversite hastanelerine gidebilmesi, vatandaş açısından en “pozitif” algılanan adımlar olmuştur.
6. Sağlık çalışanları, AKP döneminde, performans temelli ücretle, sözleşmeli statü ile ve aile hekimliği pilot uygulaması ile tanıştı. Ama öz olarak şu söylenebilir; sağlık çalışanlarının önemli bölümü, daha çok da hekimler, 2002’ye kadar reel olarak azalmış ücretlerinin “performans” uygulaması ile AKP döneminde arttığını gördüler.
7. Neoliberal reformların sağlığa yansıması demek olduğunu ifade ettiğimiz, sağlık reformları, özü itibariyle sağlığın piyasalaştırılması/ticarileştirilmesi demektir. Piyasalaşma/ticarileşmenin, beklenir ki, sonuçları toplum ve çalışanlar açısından olumsuzdur. Oysa, olumsuzluk beklentisi gerçekleşmemiş, aksine AKP’nin olumluluk hanesine yazan sonuçlar/algılamalar oluşmuştur. Neden? Uzmanlar buna, neoliberal dönüşümler olurken, bir “kazananlar koalisyonu oluşturma” politikası demektedir. Özü şu; sağlık hizmetlerinin finansmanını SSK ve diğer sosyal güvenlik kurumları kaynaklarına el koyarak, kamudan özele kaynak aktarma amaçlı kullanan, hizmet sunumunda kamu-özel ayrımını kaldırarak, işletmeleştirilmiş sağlık kurumları ile hizmet veren AKP güdümlü sağlık sistemi, piyasalaşmanın etkilerini azaltmak için, farklı düzeylerde/sınıflar için farklı bir kazananlar bileşimi oluşturmaya çabalamıştır. Burada en tipik adım, yeşil kartın olanaklarının genişletilmesidir. Daha önce, yeşil kart, sadece yatarak tedavi gören hastalar için olanaklar sunarken, bunu ayaktan bakım görenler için genişleten AKP olmuş, her şeyden önemlisi bu durumdakilerin serbest eczanelerden yararlanmasını sağlamıştır. Sonuçta, 2004 yılında 370 milyon YTL olan yeşil kart harcamaları, 2006’da 2.8 milyar YTL’ye çıkmıştır. Modern bir sosyal güvenlik/sağlık güvencesi sistemi kurmak yerine, iane modelinin bir yansıması olarak, hem dinsel çağrışımlı, hem de kendine biat ettiren bir yolun AKP’ce tercih edilmesi, kamusal kaynakların, toplumun en yoksullarına daha fazla akıtılması olarak yansıtılmıştır. Olayın bir başka yanı, yeşil kartın Kürtlerin sisteme entegre edilmesi amaçlı olarak yaygınlaştırılmasıdır. Türkiye’de her 5 kişiden 1’inde yeşil kart varken, bu oranın Bingöl’de yüzde 69, Siirt’te yüzde 60, Ağrı ve Hakkari’de yüzde 59, Van’da yüzde 58, Batman’da yüzde 56, Adıyaman ve Kars’ta yüzde 48, Iğdır’da yüzde 47, Bitlis’te yüzde 46, Ardahan, Şırnak ve Muş’ta yüzde 44, Mardin’de yüzde 43, Diyarbakır’da yüzde 41, Tunceli’de yüzde 40 olmasının ve yeşil kart paralarının, bu illerdeki kamu sağlık kurumlarının en temel gelir kaynağı olmasının başka ne anlamı olabilir?
8. AKP’nin sağlığı dönüştürürken kazandırdığı koalisyon, sadece yoksullardan ibaret değildir. Özel hastane ve özel sağlık kuruluşlarının, çoğunluğu orta sınıflar olan “yeşil” sermayesi, giderek yaygınlaşan özel hastane zincirlerinin sahipleri, ilaç ve tıbbi teknoloji ithalatımızın patlaması ile kârlarını patlatan uluslararası sağlık tekelleri ise diğer-asıl-kazananlardır. Bu kazananların memnun olduğu, Milliyet gazetesinin Ocak 2007’de 30 ilde yaptığı ankette de çok belirgin olarak yansımıştı: Bu ankette, SSK’lıların devlet hastanelerinden yararlanmasının önünün açılması, sosyal güvencesi olanların özel sağlık kurumlarından/hastanelerden yararlanmasının önünün açılması ve SSK’lı ve yeşil kartlıların serbest eczanelerden yararlanabilmesi, en yoksullar başta olmak üzere, toplumun yüzde 65-68’inin memnun olduğu sonucu söz konusuydu.
9. Sağlığın dönüştürülmesi sırasında kazananlar koalisyonuna dahil olanların bir bölümü de, bir kısım hekimler ve sağlık personeli olmuştur. Performans sistemi ile reel ücretleri düşmekten kurtulan ve yükselmeye başlayan çoğu uzman hekim, bir kısım pratisyen hekim, sistemin dönüşümüne olan itirazlarını en azından ertelemiş ya da sisteme destek haline gelmişlerdir. Sağlık Bakanı’nın 2007 Bütçe konuşmasında, bu “desteğin” karşılığının, maaşa ek olarak 2005 yılında ortalama 3 milyar YTL, 2006 yılı için 4 milyar YTL olduğunu öğreniyoruz. Bu konuda tamamlanmamış bir diğer adım da, aile hekimliği pilot uygulamasıdır. Düne kadar aynı işi yaptıkları arkadaşlarından farklı bir tercih yapmak koşulu ile düne kadar aldıklarının 5-6 misli parayı almaya hak kazanacaklardı, pilot illerin aile hekimleri. Buradaki ana nokta, sağlık ocaklarına sahip çıkma direncini kırmaktı. Bir yandan iyi hekimlik söylemi ile beslenen bu dönüştürme, halkın “kışkırtılmış sağlık hizmeti talebi” ile de desteklenmektedir.
10. Neden, “kışkırtılmış”? AKP, sağlığı ticarileştirirken sonuçlarını azaltmak amacı ile bir yandan kazanan/kazandığını sananları artırırken, diğer yandan sorunlar çıktığında bu sorunların asıl müsebbibini çarpıtan bir ideolojik kurgu yapmıştır. Burada, “sağlığı, tedavi hizmeti; sağlık kurumunu tedavi hizmeti veren yer” olarak algılayan ideolojik yaklaşımın/tercihin etkisi büyüktür. AKP, sağlık ocaklarını “her odasında muayene yapılan yer” olarak nitelemiş, hastanelerin hepsinde tedavi olanağı sunarak da bir tedavi hizmeti sunumu patlamasına yol açmıştır. Örneğin, 2002’de 55 milyon olan poliklinik sayısı, 2005’te 105 milyona fırlamıştır. Aynı dönemde, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde poliklinik sayısı 66 milyondan 165 milyona, yatan hasta sayısı ise 2.8 milyondan 5.1. milyona çıktığı yazılmaktadır. Doğal ki, insanların, sağlık hizmetlerine ulaşması açısından olumlu sayılabilecek bir gelişmedir. Ancak, bu artış sağlık sorunlarını ne kadar çözmüştür? Bu bilinmiyor. Üstelik, artan talepleri karşılananların sorunları çözülmediğinde ya da taleplerine bazı kısıtlamalar getirildiğinde, AKP bir adres de bulmuştur: Hekimler, sağlık personeli ve örgütleri. Son zamanlarda sağlık personeline yönelik şiddet artışında, AKP’nin bu kendini savunma amaçlı oluşturduğu kurgunun etkisi inkar edilemez.
11. AKP’nin dönüştürürken kazananlar koalisyonu oluşturma ve sorunların nedenlerini çalışanlara yönlendirme kurgusu, 22 Temmuz başarısında önemli bir pay sahibidir. Bir başka pay da, AKP karşıtı cepheye aittir. AKP’nin sağlıkta attığı adımları yeterince anlamayan, basma kalıp eleştirilerle AKP’yi hafifseyen, dolayısı ile derdini vatandaşa anlatamayanlar, AKP’nin sağlık alanındaki başarısında önemli paya sahiptirler.
* Halk Sağlığı Uzmanı
2.BÖLÜM: 2007 Ağustos’unda durum nedir?
Bundan sonra bizi neler beklemektedir?Yazı dizimizde, başta AKP Hükümeti’nin sağlık politikasının sonuçları olmak üzere, halk sağlığı açısından büyük önem taşıyan sağlık ocaklarının durumunu ve son dönemde ‘küresel ısınma’ üzerinden gündeme gelen çevre sorunlarını ele alacağız.

 
Favori olarak ekle (82) | Görüntüleme sayısı: 1514

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. 18-09-2007 00:09
EĞİTİM VE SAĞLIK PARASIZ OLMALI
Bu AKP iktidarı döneminde açıktan bir soygun dönemi yaşanıyor.Türkiye'de yolsuzluk ve yoksulluğun bu denli yaşandığı bir dönem olmamıştır.Bu işbirlikçi AKP iktidarı öyle bir operasyon yapıyor ki,bir kitap dağıtıp göz boyarken eğitimi özelleştirdi,sevk imkanıyla ve eczanelerden ilaç alma imkanıyla da sağlığı paralı hale getirdi.Ey işbirlikçi AKP iktidarı,sağlıktan ve eğitimden elini çek.Sağlık ve eğitim parasız olmalı.Kimin malını peşkeş çekiyorsunuz bakalım,haddinizi bilin.ALİ DURSUN--KOCAELİ
Misafir
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved

 
< Önceki   Sonraki >
 
 
Resimlerden Seçtiklerimiz
Köşe Yazarlarımız
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
Görele Haber
Rasgele Resim
Resim Yok