21. yüzyılın son çeyreğinde, özellikle ülkemizde farklı kimliklerden, farklı kültürlerden, farklı dillerden konu açıldığında, aydın ve yazarlardan, duyarlı bireylere kadar, birçok insan vatan hainliğiyle, bölücülükle damgalanıp, gözaltı uygulamalarına, yargılanmalara, tutuklanmalara maruz kalmıştır.
Başta Kürtler ve Ermeniler olmak üzere, tüm ötekilerin duygularıyla oynayıp, kırılmaların yaşanmasına sebep olunmuştur. Dillere, kültürlere, inançlara ve ibadet biçimlerine, şu ya da bu şekilde müdahale edilmiştir. Sonuç; sonuç ortada!?, travmatize edilmiş bir toplum, onarılamaz boyuta varan ekonomik ve sosyal yıkım…
Bilinçli olarak geliştirilen “vatan bölünecek, cumhuriyet tehlikeye girecek” paranoyalarıyla, yıllardır sürdürülen basmakalıp sloganlar, bağnaz milliyetçilikler, statükocu yapıda ısrarın getirdiği daralmış ufuklar, halkların, kültürlerin, insanlığın kardeşliğine dair tahammülsüzlükler, bu ülkenin gelişmesi önünde en büyük engel olmaktadır.
Binlerce dolar iç ve dış borçla, emperyalist kuşatmanın devam ettiği bir ortamda, milyonların işsizlik sorunu, istihdam, yoksulluk, eğitim, piyasanın vahşi koşullarına ikram edilen sağlık, kadın, çocuk, gençlik sorunları ortada duruyor.
Komşularla yaşanan sıkıntılarla birlikte ülke sorunlarının demokratik barışçıl çözümü de, tüm bu sorunlar yanında kendini dayatırken, ırkçı, faşist haykırışlar Türkü kliplerine konu oluyor. Ürkütücü boyutta milliyetçi kışkırtma ve dalgalanmaların yaşandığı bu ülkede, açıktan açığa şarkılarla türkülerle katillere övgüler yağdırılırken, insanlar hedef gösteriliyor.
Şarkıları, türküleri, şiirleri bir bütün olarak kapsayan sanat, barışın, kaynaşmanın, kardeşliğin, hoşgörünün, sevginin somutlaşmış ifadesiyken, sözüm ona “sanat icra ediyorum” adı altında hareket edenler ve ülke gündemini karıştırmakla meşgul olanlar tarafından, özünden boşaltılmaya çalışılıyor.
Kahpece kurşunlarla kalleşçe vurulan, “vatanı sattığı” iddiasıyla “işi bitirilen” Hrantın yerde yatan cesedi üzerinden kin kusan türküler okumak, edepsizliğin danıskası olsa gerek.
Faşist düşüncenin gözler önüne serdiği çirkefliğin açık bir örneğini sergileyen İsmail Türüt, Ozan Arif ve söz konusu klipin üreticileri, yeni cinayetlerin teşvikçileri olarak, kamu vicdanında rahatsızlık yaratıyor.
Sanatçının yüreği sevgi üretemiyorsa eğer, başarılı bir sanat icra ettiğinden söz edilemez… Kafatasçıların önde gelen isimlerinden olan ve “ozan” adını hiç de hak etmeyen birinin, şarkı sözlerini okuyarak, video kliplerine konu olan bir hamur yığınının, “o sözlerin hiçbir kelimesinden rahatsızlık duymadığını ve söz yazarının eline, bileğine sağlık” diye açıklama yapması, yüreği sevgi yerine kin kusan bir sanatçı için, utanılacak bir durum olsa gerek…
Ülkenin Başbakanı, eski meclis başkanı, saygın sanatçı ve aydınları 5 kuruş üzerine monte edilerek, “alayınız 5 kuruş, etmez kara denizde” sözleriyle aşağılanıyor… Katillikleri tescillenen Ogünler, Yasinler, Çatlılar ve mafya babaları, “şerefini şanını, ortaya kor canını, hiç kimse vatanını, satmaz Karadeniz de” dörtlüğü ile kahraman ilan ediliyor klipte… Bir sanatçının katil severliği insanın kanını donduruyor…
Milliyetçilik ve vatanperverlik adı altında ülkeye hainlik yapıldığı, renklerin soldurulmaya çalışıldığı anlaşılmak istenmiyor. Bireysel hainlik, ahlaki çöküntüye indirgendiğinde yapılacak pek de bir şey kalmıyor…
Paylaşılamayacak hiçbir şeyin olmadığı bu güzel ülkeyi, bu türkülerin, bu kliplerin, bu türütlerin kirletmesine izin verilmemeli. Karadeniz'in eşsiz güzelliği ve güzel insanları, ırkçı, hasta, ruhsuz ve karakter özürlü unsurların sözleriyle değerlendirilmemeli…
Kültürleri, dilleri, dinleri, kimlikleri ve tüm kesitleri ile ayrı bir renk, ayrı bir güzellik oluşturma ve kardeşçe yaşama uğruna Kemaller, Mahirler, Hakiler, terzi Fikriler, Kazım Koyuncular gibi, Karadeniz'in hırçın çocukları o coğrafyadan fışkırıp Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, kardeşleriyle kucaklaşmasını bildiler, kötülüklere direndiler Türüte inat…
Ve Zerdüşt ün şu sözlerini haykırdılar, haykıracaklar… “Kötüye diren, ondan korkacağına, ona adaklar adayacağına ona diren. Kötüden kurtuluşun tek yolu, kötü olan her şeye, herkese direnmektir.” Kötü yönetimlere, kötü kişiliklere, kötü sanata… |
| | |
Favori olarak ekle (86) | Görüntüleme sayısı: 1679
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |