|
Yazar Administrator
|
|
Salı, 30 Ekim 2007 |
|
İSTANBUL'İLK GELİŞİM
İstanbul'a ilk gelişim 1959 yılının ekim ayıydı. Kaba dalgalı bir denizde, alargada bekleyen Erzurum vapuruna saatlerce iskelede(o zaman ahşaptı) bekledikten sonra, tekne ile binmiştim annemle. 0 vapurların,İngiltere'nin sömürge ülkeler için ürettiği hem insan ,hem de yük taşıma amaçlı olduğunu yıllar sonra öğrenmiştim.!Hayvan ve yük taşınan ambarlarında seyahat ediyorduk.İç göçün hızlandığı yıllardı,yerlerde uyumaya çalışarak, en ağır kokular içinde 5 gün 5 gecede boğaza girebilmiştik.Hiç unutmam güverteye çıktığımda bir gece vakti ,geminin geri döndüğünü fark ettim.Samsun limanını fark edememiş kaptan!(gemide radar olmadığını konuşuyordu yolcular!),yoğun bir sis nedeniyle gerze açıklarından geri döndük.
İstanbul boğazına girdiğimde,büyük bir hayranlık içine girdim ,heyecan ve merakla karışık.yolcular olarak meraklı bakışmalarla sirkeci rıhtımında kıştan yanaştık.normal yanaşması yasakmış vapurların.Postalar için kuralmış.ekspres ler salı pazarına normal yanaşırlardı.Abım karşıladı bizi ve bir sandalla yandan geldi ve eşyalarımızı yükleyerek uzaklaştık gemiden..istikametimiz Kasımpaşa idi.abim bir ev kiralamıştı. Üniversitede okuyordu abim. Boğazın ve Halicin iki kıyısındaki koca binaları şaşkın ve hayranlıkla izleyerek, Kasımpaşa’daki sandal iskelesine yanaştı, ordanda at arabasıyla evimizin yolunu tuttuk. O zamanlarda bu tür yolculuklar olağan karşılanıyordu.
Görele orta okulu'nda ilk yıl sınıfta kaldım dı.Kasımpaşa Karma Orta Okulu'na naklimi yaptırdım.Birkaç ay sonra Görele'den sınıf arkadaşım Suna 'da geldi bizim okula kaydını yaptırmıştı.Yabancılık ve dışlanmışlıkla birlikte bir kaç ay geçti..uzunca süre yabancılık yaşamadığımı anımsıyorum.Okulumuzun yanında Çavuşludan saz yapımcısı Ömer Gök abimize uğrardım arada bir .İlk aylarım çevreyi incelemekle ve keşfetmekle geçmişti..
ÇAVUŞLU'DA İLKOKUL YILLARIM
İstanbul yaşantıma ilerde dönmek üzere,Çavuşluda geçen çocukluk yıllarımdan,belleğimde kalan kesitleri paylaşmak istiyorum sizlerle.Çavuşlu çarşı mahallesi kendine özgü bir kimlik ve sosyal yaşama sahipti.Kahveci Arif ağabey kahve kavurmaya başladığında her yanı koku sarardı.Hemen anneannem (hoca nenem) ve komşu hanımlar kahve almaya yollarlardı beni.Kahveler içilir,gurbetteki çocukları için fallar bakılırdı..)bu olay bir ritüel özeniyle olurdu.. Günlerimiz okul dışında balıkçıların yanında, yazın tüm gün denizde, soğuk havalarda olsa, dere ve yine kumsalda geçerdi. Bazan cumalar deresinde balık tutardık, köprü üstünde. tonyalı mahallesinde kayık yapanları, Şahalı iskelesinde büyük tekne imalatı yapanları izlemekse en büyük zevklerimdendi. Sürekli birlikte olduğum arkadaşlarımsa Ahmet Topkar(merhum) Tahir,Mahir ve Bahir kardeşlerdi..Sinan ve Kenan Kalafat kardeşler de arkadaşlarım arsındaydı.Yaz aylarında gelen ve teyzesinde kalan burhan Uygur ağabeyimizi de unutmamak gerek.Yaşama biçimiyle Burhan gelecekte iyi bir ressam olacağı mesajını vermişti..Uygarla olan anılarıma ilerde devam edeceğim70 li yıllarda birlikteliklerimiz oldu.

KEMER KÖPRÜ
Cumalar deresinde bir kemer köprü vardı.onu çok severdim,hele üstünden oltamla balık yakalamaya çalıştığım günleri hiç unutmam..Günlerden bir gün ,köprü yerinde yoktu.!Kısa sürede öğrendim ki:Yeni kurulan belediyemize taş gerekmiş,sanki taş bulmak imkansız..?!Cumalar mezarlığını duvar taşlarının altına temel taşı olarak kullanışmış.O anki duygularım hala tazedir,burnumun direği sızlar hep..Tarihini ,geçmişini inkar eden zihniyet.nasıl geleceğini yaratır.?Ben kemer köprüleri ve de oyma yalaklı çeşmeleri çok sevdim ve severim hala.. kısa sürede görüşmek dileğimle. saygılarımla
Favori olarak ekle (149) | Görüntüleme sayısı: 3990
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |
|
Son Güncelleme ( Salı, 30 Ekim 2007 )
|