|
Dünya,kurulalı beri hak ile batıl,iyi ile kötünün devamlı mücadele ve kavgasına sahne olmuştur.İşin garip yanı batıl,her zaman birlikte hareket etme stratejisine göre davranmış,hak ise bu mücadelenin karşısında tek başına kalmak zorunda olmuştur.Bu yalnızlık,hak mücadelesinin çoğu kere mazlum ve madur durumda kalmasına da yol açmıştır.Tuzak kurma stratejisi olmayan hak tarafı yine çoğu kere aklının ucundan dahi geçirmediği tuzak ve komplolara maruz kalmıştır. Tarih boyunca müslüman devletleri meşru platformlarda alt edemeyenler,hatta silahlı savaş yoluyla bile emellerine ulaşamayanlar,yöntem değişikliği yaparak,bir takım yıkıcı,bölücü,kışkırtıcı,provakatif ve sansasyonel tablolar sergileyerek emellerini gerçekleştirme peşinde olmuşlardır.Tam netice alamasalar bile ülke gündemini meşgul etmişler;ekonomik,sosyal,siyasal,ahlaki ve insani yaralar açmaya muvaffak olmuşlardır. Yakın geçmişte Anavatan'ı işgale yeltenerek ülkemizi bölmek isteyen batı emperyalizminin emellerine şimdilerde yeni bir ortak ortaya çıkmıştır.Beynelmilel Siyonizm...Batı emperyalizminin ülkemiz üzerindeki menfur emellerine karşı bu ülke insanı yakın geçmişte nasıl yekvücut olarak omuz omuza,birlik ve beraberlik içersinde,kardeşlik duygularıyla kanları ve canları pahasına mücadele etmişlerse;şu anda da ülkemizi liak-antilaik,sağcı-solcu,sünni-alevi,kürt-türk gibi etnik,sosyal ve siyasal farklılıklarlabölmeye çalışan Amerikan destekli Uluslararası Siyonizm ile Batı Emperyalizmi'ne karşı da aynı şekilde birlik ve beraberlik içersinde,kardeşce,omuz omuza vermek suretiyle mücadele etmek ve oyunları bozmak zorundayız. Amerika ve Avrupa'nın Ortadoğu politikalarının gerçekleşmesi karşısındaki en büyük engel unutulmasın ki Türkiye'dir.Türkiye'nin her alanda güçlü bir devlet olması,bütün süper güçleri fevkalade rahatsız etmektedir.Osmanlının yükselme dönemlerindeki o ihtişama kavuşacak olan güçlü bir Türkiye tüm dünya dengelerini bozacak hele Siyonizmin ve Emperyalizmin Ortadoğu politikaları tamamen iflas edecektir.Çünkü Amerika ve desteklediği Siyonizm'in bu bölgedeki asıl hedefi;İsrail'i süper güç durumuna getirerek Ortadoğunun asıl sahibi yapmak,Avrupa'lı emperyalist kardeşleriyle bölgedeki petrol ve maden yataklarına kavuşup eski medeniyetlerin beşiği bu coğrafyada hakim güç olmaktır. Amerika bu coğrafyaya yerleşebilmek için kendisine guya meşru gerekçeler de hazırladı.11 Eylülde ikiz kulelerin vurulması; acaba Amerikan istihbaratının marifetiyle Pentagon'da eğitilen taşeronların mı yoksa hala liderinin nerede olduğu,örgütün genel anlamda hangi ülkede faaliyet yürüttüğü tesbit edilemeyen(!) bizce sanal El-Kaide ögütünün mü işidir.?El-Kaide ve liderini hala etkisizleştiremeyen(!) Amerika unutulmasın ki Apo'yu uydudan bulup,paketleyerek Türkiye'nin başına musallat kılmıştır.Müslümanlar, ülkeme saldırdı teranesiyle galeyana gelen Bush kendi ağzından haçlı seferlerini tekrar başlattığını ifade ederek daha önce birçok müslüman kanı döktüğü yetmiyormuş gibi 11 Eylül'ü bahane ederek önce Afganistan'ı ardından da Irak'ı işgal edip yine birçok müslüman kanı dökmeye devam etti ve halen de etmektedir.Ayrıca yeni bir takım konvansiyonel silahları bu bölgede kullanıp deneyeceğini de açıkladı. Bir kere daha görüldü ki Amerkan destekli Siyonizm ile emperyalist Avrupa,Ortadoğu pistinde dansa kalkmışlardır.El ele,kol kola ortdoğu pistinde çığlıklar atarak dans etmektedirler.Aslında hedefleri ilk planda Irak,İran ve Suriye gibi görünse de gerçek hedef Türkiye'nin birlik,beraberlik,bütünlüğü;gelişmesi,büyümesi ve kalkınmasını önleme adına eskiden Sevr ile yapamadıklarını,Kürt-Türk çatışması meydana getirmek,Mezopotamya coğrafyasında Kürdistan kurdurmak suretiyle Türkiyenin başını uzun yıllar ağrıtmaktır. Irak'ın işgali sonrasında Kuzey Irak'ta oluşturulan Amerikan kontrollü ve destekli Kürt Yönetimi'nin her yönüyle Siyonizm tarafından desteklenip finanse edildiği de artık inkar edilemez bir gerçektir.Önemli stratejileri:"Böl,parçala ve yut..." olan bu iki yüzlü tuzakçıların en önemli taktikleri de;düşman süngüsüne ekmek takmaktır.Şii-Sünni çatışmasını kışkırtmaları bu anlayışın eseridir.Bu bölgede şu anda İsrail ve Amerikan gizli servis elemanları cirit atmaktadır.Üniter yapının korunacağına diar hiçbir işaret ve emmare yokken Kürdistan'ın kurulma arzusunun ne kadar ayyuka çıktığı görülmektedir.Bir çok konuşmalarında başkan Bush ve Dışişleri Bakanı Reise'ın ve hıristiyanların ruhani lideri Papa'nın da,Kuzey Irak'tan "Irak Kürdistanı" diye bahsetmeleri bu menfur arzuyu bir kere daha gözler önüne sermektedir.Türkiye'yi şu anda PKK terörü ne kadar rahatsız ediyorsa,Kürdistan oluşumu ondan daha çok rahatsız etmektedir.Türk askeri gücü PKK'ya ön vermeyecektir ancak bu karmaşada amaçlanan siyasi sonuç Kürdistan oluşumuna yol açacak süreç çok dikkatli takip edilmeli ve engellenmelidir. Vietnam'daki My Lai katliamı ve Irak'taki Ebu Gueyb Hapishanesi'ndeki işkenceleri deşifre eden Amerika'lı gazeteci Seymour HERSH;PKK ve PJAK'ı Amerika ve İsrail'in doğrudan desteklediğini ifşa ve ifade etmektedir.Batılı başka gazetecilerin Kandil'de PKK ile aynı safta Türkiye'ye karşı savaşanlar içersinde İngiliz,Alman ve İtalyanlar'ın da bulunduğunu belirtmeleri;PKK kamplarındaki hastanelerde Avrupa'lı doktor ve hemşirelerin görev yaptıklarını belirtmeleri hangi düşmanlarla ve karanlık emellerle karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.Ortadoğu dansını kimler hangi platformda yapıyor?Bu apaçık ortadadır... Amerika ile yapılan diplomatik görüşmelerde Türkiye'ye sınırlı operasyon ve istihbari destek vaadedilmesini de samimi bulmak mümkün değildir.Bu zamana kadarki icraatlarında hiç ses çıkarmadığı ve özgürlük ve demokrasi savaşçısı olarak nitelendirdiği PKK'ya karşı şimdi artık Türkiye'den yanaymış gibi gözükmeleri(!) pek inandırıcı gelmiyor. Yoğurdu üfleyerek yemek dururmundayız.Bize göre Amerika PKK'ya "tavşan kaç...",Türkiye'ye ise "tazı tut..."demekte,gündemi ve Türkiye'yi oyalamaktadır.Ancak böyle olmakla birlikte Bush-Erdoğan buluşması bir tuzağı da bozmuştur.Öyle bir tuzak ki;aslında PKK da bizim geniş çaplı bir sınırötesi harekat yapmamızı istiyordu.Adeta Türkiye'ye eliyle"gel gel..."diyordu.22 Temmuz sonrasındaki tabloda Kürt halkının PKK'ya pirim tanımadığının görülmesi ve AB üyeliğinin getireceği demokratikleşme süreci,PKK'nın itibarını ve zeminini büyük ölçüde bozdu.Bu yüzden PKK,Türkiye'yi geniş çaplı boyutlarda bir savaşın içine çekmeye çalışıyordu.Türkiye askeri ve diplomatik sağduyu ile hareket ederek bu tuzağı boşa çıkardı.Diplomatik yollar denenmeden geniş çaplı bir operasyon yapılsaydı,bir Türk-Kürt çatışması çıkar,PKK'lı olmayanlar da Türkiye'ye karşı silaha sarılır,çok kolay girilen bu badireden zor çıkılır,Türkiye işgalci durumuna düşer,PKK da uluslararası platformda "Bağımsızlık Savaşçısı(!)..." ilan edilirdi.Belki de AB üyelik defteri kapanırdı. Unutulmamalı ki Türkiye'nin savaşı Kürtlerle değil,PKK ve yandaşlarıyladır.Kurtuluş savaşında omuz omuza mücadele edenler şimdi kardeşlik adına birlik,beraberlik ve bütünlük adına mücadele zamanı olduğunu iyi anlamalı ve ona göre hareket etmelidirler.Uzun yıllardan beri bu ülke halkı birbirlerinden kız alıp vermişler artık hısım ve akraba olarakta kan bağı oluşturup kaynaşmışlardır.Aynı inanç sahipleri kardeştirler ve bu kardeşliği koruma uğrunda herkes kendi mükellefiyetinin gereklerini yerine getirmelidir.Gizli emellerin taşeronlarına verilecek bir karış toprağımız yoktur ama demokrasiyi teröre feda edecek lüksümüz de yoktur. Güneydoğu'da kandırılmış çok küçük azınlığın dışında büyük çoğunluk da kardeşlikten yana olduğunu her zaman göstermiştir.Bu hafta içersinde Metropol Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin Güneydoğu'da yaptığı geniş çaplı bir araştırma bu gerçeği ortaya koymaktadır.Buna göre Kürt halkının % 65'i Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmasını istemezken, % 90'dan fazlası böyle bir devlette yaşamak istemediklerini ifade etmişlerdir. Zaman; birlik zamanıdır.Gün;kardeşlik günüdür.
Favori olarak ekle (90) | Görüntüleme sayısı: 1930
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |