Her şey zamana yenik düşüyor. Yılların rüzgârı durmadan yeniliklere doğru sürüklüyor insanoğlunu. Farkına varamadan neleri geride bırakıyor, hafızalarımızdan bile silindiğini anlayamıyoruz. Düğün Hazırlıkları: Kız isteme ve görücüye çıkma vs halen devam eden gelenekler arasında. Bilinmeyenler ve unutulmaya yüz tutanları derlemek asıl amacımız. Söz kesilip düğün aşamasına gelindiğinde olanları anımsamak istiyorum ve ilk aklıma gelen kıza üst baş alımı oluyor. Çok eskilerde alış veriş için Trabzon'a gitmek moda idi. Özellikle altın atkılar bakımından Trabzon tek seçenekti. Sonraları Görele'de de bazı mağazalar açıldı ve Trabzon geri plana atıldı Yine de Trabzon'dan tedarik görmek bir ayrıcalık olarak gündemdeki yerini korumuştur. İki gün sürecek düğünün yemekleri, mezeleri ve servisi için yetenekli kadınlar ve erkekler görev alırdı. Haydarlı Köyü'nden Huşut Amca ise o günlerin en büyük organizatörü ve doğuştan yetenek bir kişilikti. İki gün boyunca düğündeki tüm düzeni ve formaliteleri harfiyen uygular, uygulatırdı. Bugünün M.Ali Erbil'i, Beyaz'ı vb. ne ise o günün Haydarlı ve yakın köylerindeki Huşut Amca çok daha fazlasıydı, Eğer bugünün piyasa ekonomisi içinde yaşa idi düğünlerin aranan ve en çok kazanan organizatörü olurdu. O sadece espri yapmaz, kalabalıkları, kazasız belasız selamete erdirmeyi de başarırdı. Tonlarca merminin havada uçuştuğunu hesaplarsak ve çıkacak kazaların sonuçlarını düşünürsek, Huşut Amca'nın yaptığı görevin niteliğini ve inceliğini çok daha iyi anlayabiliriz. Huşut Amca'nın burada bir fotoğrafını yayınlamak isterim. Gönderecek olanlara minnet ve vefa borcumu peşine belirtmek isterim.. Düğün Çağırma: İki türlü çağırı yapılırdı. Özellikle analar hazırla bu listeyi, yıllar yılı kimler kendilerini nasıl çağırmış listesi hafızasına kazınır. Kazınır çünkü onlar bu işi görev edinmişlerdir. a) Selamla Çağırı; Hane kapısı çalınır ve “Falan gün falancanın düğünü var, size selam söyledi” denir. b)Paralı Çağırma; 2,5 Liradan başlar ve yanılmıyorsam, 20 Liraya kadar ulaşır. Çağırıyı alan aile de bu paraya gücü ve sevgisi oranında bir miktar ekleyerek takı olarak geri verir. Bu takıların yanında dayı, amca, kardeşler ise vb. altın türü (bilezik, Reşat veya Ata Lira, çeyrek …) değerli takılara rağbet edebilirler. Beşibiryerde, gerdanlık, saat cinsinden olanlar kayınvalide, kayınbabaların üzerine düşer. İki günlük düğünler genellikle Cumartesi sabahı başlar. Düğün sahibinin gücüne göre bir kemençe ile başlar birkaç kemençe ve davul zurna da eklenerek güç sergilenir. Değişmez güç gösterisinden önemli biri de düğündeki “Konak” sayıdır. Konak içki düzenidir. O günlerde içmeyen köylümüz azınlıkta kalıyordu. Mevsimine göre komşu evlerde ve düğün evi yakınlarındaki üğüm(fındık) ocakları altında kurulurdu sofralar. Şelekler dolusu rakı taşınırdı düğün evlerine. Yaşlı ve saygın konuklar bizzat düğün evinde veya en yakın evlerde ağırlanırdı. Soğuk ve sıcak mezeler karınca misali taşınırdı köyün gençleri tarafından. Onlar için de bu hem bir ayrıcalık hem de geleceğe doğru yapılmış eğitim anlamına gelirdi. Aynı zamanda kaçamak içilen ilk yudum içkiler de bu arada tadılırdı.Düğün evinin girişinde kısmen düz ve çimenli yerler seçilerek (özellikle fındık harmanlarına) oturmaya uygun biçimde hasırlar, çullar, dastarlar ve kalın çadır şilteler serilir yayılır, yaygıların üzerine minderler atılır; uzak köylerden gelen konukların rahat etmesi için elden gelen konfor sağlanırdı. Çok ağır konuklar için birkaç tane ayaklı sandalye bulundurulurdu. Birinci günün gecesinden erkek evinde başlardı eğlence. Yakın komşularla ve çalgıcıların öncüleri ile (kemençe ve davul zurna ekibi) düğün havasına girilirdi. Asıl eğlence sabahın ilk saatlerinde başlardı. Uzak, yakın köylerden gruplar halinde düğün evine gelenler, düğün evine gelen yol başında ve oturmak için hazırlanmış yere 50- 60 metre uzaklıkta karşılanır çalgı ekibi tarafından. Tabanca, tüfek ne varsa fora edilir ortalık sağır edici silah sesleriyle olağanüstü bir coşkuya boğulur.Konukların en saygını ve cebi dolu olanın adı alınarak türkülere, “Yakma Türküler” art arda sıralanır ve bahşişi hak etmek için tüm maharet dökülür ortaya. Düğün sahibi gelenleri karşılar, o da belindekini çıkarır ve hoş geldin seremonisini açar, en yakınlardan başlayan şarjor boşaltım işi şenliğe dönüşür. (Devam edecek)Not: Bu yazıyı “Tarihimiz” bölümüne alacağım için okuyanların eksiklerimi ve tüm geleneği tamamlamak üzere notlarını bırakmalarını (özellikle, konuk karşılama sırasındaki atma türkülerden) önemle rica ediyorum.e-mail:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Favori olarak ekle (132) | Görüntüleme sayısı: 2902
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |