|
Gençlik nereye doğru gidiyor? Şöyle bir düşünürsek aslında gençler hiçbir yere gitmiyor toplum olarak bizler nereye doğru gidiyoruz demiş olursak daha yerinde bir soru oluşur.Bizler gençlere nasıl bir örnek teşkil ediyorsak gençlerin de bizlere aynı örneği teşkil ettiğine inanıyorum. Asileşmiş, dediğini yaptıran gençlerimizi gördükçe şu sözleri arada bir kullanmak zorunda kalırız: Hey gidi zamane gençleri hey! Şimdiki gençlik çok farklı… Nerede bizim zamanımızdaki gençlik diyenlerimiz elbette vardır. Her nedense şimdiki gençlerin her şeyi olduğu halde neden hep bir mutsuzluk hep bir doyumsuzluk içindelerdir… İşte tam bu noktada soru işaretleri oluşuyor. Bazı değerlerimiz tedavülden mi kalktı ya da yaşam tarzımızın üslubumu değişti bir başka deyişle nerede hata yapıyoruz? Gençleri eleştirmeden önce bizler aile büyükleri ve toplum olarak kendimizi bir eleştirelim. Neden mi? Bizler öyle bir toplum olmuşuz ki eve göre eşya eşyaya göre ev alan lüks düşkünü ve paparazzi bir toplumuz. Bizler değil miyiz reyting uğruna pervasızca yapılan yarışmalardaki Semralara, Sinemlere oy verenler? Bizler değil miyiz pop starları seçen gençlerimizi renkli hayata özendirenler? Öyleyse çuvaldızı biraz kendimize batıralım İnanın sokağa çıktığımda özümüzün bir bir kaybolduğunu daha iyi anlıyorum. Kapalısına bakıyorum baş kapalı kolları açık ve daracık pantolon; açığına bakıyorum aça aça artık açacak yeri kalmamış. Lise dengi ortaokul dengi sayılan küçük yaştaki kız ve erkek çocukların ellerindeki sigaralarla hayatı hiç umursamazcasına bakmaları, ceplerindeki parayı kendileri kazanmış edasıyla caka satmaları… Tabii son model cep telefonları da göz ardı etmemek gerekir. Marka tutkunluğu olmaları da cabası... Marka giyenler ve giymeyenler… Nedir bu marka sevdası marka toplumu sınıflara ayırma aracı ve sömürgeden başka ne olabilir? Gençlerdeki bu marka tutkunluğunu şahsım adına aynen şöyle görüyorum (Marka tutkunu olmak kendi gücünün farkında olmayıp markanın gücüne sığınmaktır). Değerli okuyucular! Benim niyetim burada kimseyi eleştiri oklarına tutmak değildir. Fakat Gelin görün ki bu tablo bizlerin eseridir. Toplum olarak milli benliğimiz kayboluyor. Örf ve adetlerimizden gençlerimizi uzaklaştırıyoruz, toplumun değer yargıları hiçe sayılıyor. Gençlerimizin beyinlerini uyuşturuyoruz, nereye dönsek bir magazin programları ile karşılaşıyoruz. Ahlak çöküntüsü ve bizlerdeki lüks özentisi gençlerimizi tehlike içine sürüklüyor ve dolayısıyla doyumsuz bir gençlik yetişiyor.
Bu şartlar altında gençler bizim geleceğimizdir demenin de bir fayda sağlayamayacağı apaçık ortadadır. Gençleri eğitmek sadece okula yollayıp “Nasıl olsa okulda öğretmen onu hizaya getirir ya da askere gidince bakın nasıl adam olur!” demekle olmuyor. Toplumun en köklü eğitim yeri aile içindeki eğitimdir. Bakınız bir konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. Bilginin paylaşımı ve iletişimi konusunda yeni ufuklar açan teknoloji harikası internet yerinde kullanılmadığı takdirde gençlerimiz için çok tehlikeli bir silaha dönüşebiliyor; ancak gençlerimiz internet nedir, ne değildir, nasıl istifade edilir, faydası ve zararlarını öğrenmeden internet denizinde boğulmak üzeredir. Uzmanların yaptığı araştırmalarda bunlar açık bir şekilde ifade edilmektedir. Peki, bu konuda çocuklarımız ne kadar eğittik yasaklar koyarak mı? Yazacak o kadar çok şey var ki hangisinden bahsedeyim gençlerin zevkle dinlediği müziklere de bir değinelim.
Sanırım birçoğunuz dinlemiştir hani şu Allah belanı versin Allah seni kahretsin! Genç kızlarımızın aygınlık baygınlık geçirdikleri İsmail yk denilen şahsın okuduğu Bu müziği dinlerken eskilere bir döndüm nerde bizim huşu içinde dinlediğimiz Türk sanat müzikleri. Örneğin; BİR BAHAR AKŞAMI RATSLADIM SİZE/ SEVİNÇLİ BİR TELAŞ İÇİNDEYDİNİZ/ DERİNDEN BAKINCA GÖZLERİNİZE/ NEDEN BAŞINIZI ÖNE EĞDİNİZ Değerli okuyucular, Şimdi soruyorum size; O mahcup sevgililer ne oldu da arabada beş evde on beş oldu? Ne oldu da Allah belanı versin diye bangır bangır bağırır olduk? -Sevinçli telaşlar ne oldu da NE KADAR SALLARSAN SALLA……….. Rezaletine dönüştü. Kısacası ölçüsüzlük had safhada değil mi? Topyekûn bir hesaplaşmaya ihtiyacımız var. Bizlere düşen görev en köklü sosyal kurum olan aile bireyleri olarak gençlerimize bebeklikten başlayan derin eğitimler vermemiz. Gençlerimizi yeni nesil olarak fıtratlarını bozmadan manevi değerlerimizle büyütmeliyiz. Batı uygarlığının dış görünüşüne özenerek körü körüne taklit edeceğimize kendi özümüze, inançlarımıza, manevi değerlerimize sahip çıkalım. Yoksa biz, biz olmaktan çıkıyoruz. Duyarsız her şeye razı gelen teslimiyetçi bir toplum olmayalım Benim yorumlarım elbette ki bu uğurda mücadele veren ailelere ve gençlere değildir. Yorumlarım asi, inatçı, lüks düşkünü, özünü kaybetmiş, değerlerini yitirmiş, hayatta amacının ne olduğunu bilmeyen gösteriş meraklısı olmuş insanlaradır. Saygı ve sevgilerimle… SUZAN IŞKIN (KAYA)
Favori olarak ekle (87) | Görüntüleme sayısı: 1730
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |